Mağduriyet
1981 İst. doğumluyum. 2001-2005 yılları arası Erciyes Ünv. İktisat Fakültesini bitirdim. 2007 yılında polis memuru olarak ilk atama ile İst Bayrampaşa Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğünde göreve başladım. Burada memurlara ambalajlı sıcak yemek kumanya veriliyordu. Memurların çoğu bunları açıp tüketmeden şubeye geri getiriyor, kimse almazsa çöpe bırakılıyordu.. Binlerce memur çalıştığından dağ gibi israf vardı. Kumanya üzerinde büyük bir rant vardı. Memurların yemediği istemediği kumanyaların parası şirkete ödeniyordu.
İktisat mezunu olduğum ve iktisatlı yaşamı sevdiğimden bu durum hiç hoşuma gitmedi. Dini ve vatanseverlik duygularıyla israfı önlemek için memurlara mümkün oldukça israf yapmamalarını anlattım. İdareye sözle ve yazılı israfın önlenmesini, artan kumanyaların hayır kurumlarına verilmesini ya da çoğu memurların istediği gibi kumanya yerine para verilmesini istedim. Ancak hiçbir sonuç alamadım. Ben de bu kumanyaları boş ve istirahatli zamanlarda mesleğin onur ve şerefine uygun şekilde gücüm yettiğince Şube dışında bir noktaya bırakarak fakir fukaranın faydalanmasını sağladım. Bu yaptığım çoğu memur ve amir takdir etti. Yalnızca Şube Müdürü Gökhan ÖZSAVAŞ bundan rahatsızdı. G.Ö kumanyaların çöpe atılmasını istiyordu. Bunu bana 1 -2 kez sözle dile getirdi.
Daha sonraki günlerde bu israfı dönemin İl Emn. Müdürü Celalettin Cerrah’a Şube mescidinde dile getirdim. C. Cerrah Bey, G. ÖZSAVAŞ’ı bu konuda azarladı. G. ÖZSAVAŞ ise şu an Fetö’den ihraç olmuş amir Komiser Yrd. Mugire CAN’a talimat vererek hakkımda rapor düzenleterek rehberlik birimine ardından Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’ne (BRSHH) gönderdi. İlginçtir ki bu olayda müdürün kumanya konusunda emrine itaatsizlik gösterdiğim gerekçesiyle idari soruşturma geçirip disiplin cezası almadım. Hastaneye şikayetim olmadığı halde sadece kamu gücüyle zorla gönderildim yaklaşık 4 -5 ay boyunca 15-20 gün aralıklarla ayaktan muayenelere kendi isteğim olmadan gidip geldim. Hiç bir ilaç vs verilmedi. Karar verilene kadar silahım alındı ve silahız işlerde çalıştırıldım.
Daha sonra israfa karşı tutumum sürdürdüğüm için şube müdürü kararı ile üst yazıyla Komiser M.CAN refakatinde Bakırköy RSHH’ye göndererek Medeni Kanunun 432 ve 433. maddesine aykırı olarak Kişi Özgürlüğü ve Güvenliği hakkım ihlal edilerek, hastanede kalmak isteyip istemediğimi sorulmayarak, hukuksuz bir şekilde yaklaşık 27 gün ilaçsız gözlem amacıyla hastaneye yatırıldım. Hürryetimden zorla yaklaşık 1 ay yoksun bırakıldım. Burada da hiçbir psikiyatrik ilaç vs verilmedi. Yani tedavi edilmedim. Zaten başından beri hiçbir şikayetim yoktu. Amaç herhangi bir psikiyatrik tanıyla beni damgalamaktı. Üstelik olacaklardan habersiz hastaneye götürülürken Komiser Yrd. M.CAN bana Müdür beyin hastane yöneticisi ile anlaştığını beni hastaneye yatıracaklarını söylemişti.
Yatış esnasında M.CAN’ın hakkımda doktorlara yalan beyanları, hastanede boş vakitlerde çok kaza namazı kıldığım, bazen hastalara dini nasihatler verdiğim ve hastaların yemek yediği bölümde israfın önlenmesini yetkililere söylediğim gibi bahanelerle yapılan bilimsel testlerde de hiçbir pataloji saptanmadığı halde tıbbi bir hata (Malpraktis) yapılarak psikiyatrik bir tanı verildi. Benimle uzaktan yakından alakası olmayan bir tanı.
Böylece 2010 yılından beri aynı kurumda silahsız memur olarak halen çalışmaya devam ediyorum.
Sonraki dönemlerde birçok hastaneden özellikle Erenköy Ruh ve Sinir Hastanesinden alınan raporlarla 2009 verilen tanının gerçeği yansıtmadığını ispatlamış bulunmaktayım. Fakat Emniyet Genel Müd. yönetmelik gereği Psikiyatrik rahatsızlık geçiren kişinin iyileşmiş olsa bile Polis memurluğuna dönemeyeceğini bildirmektedir. Bu nedenle hala görevime dönemedim. Ancak ben kesinlikle hiç psikiyatrik rahatsızlık geçirmedim. Bu gerçek son aldığım raporlarda belirtildi. Vicdani, imanı körelmiş, zayıflamış kararmış gönüller, beni budavranışım nedeniyle hastaneye gönderdiler. İsrafa karşı banane deseydim şu an silahlı görev yapıyor olacaktım.
İdari mahkemesine bu işlem nedeniyle açtığım davayı kazanamadım. Çünkü o zaman raporun gerçeği yansıtmadığını henüz ispatlayamamıştım. şu an dosya Anayasa Mahkemesindedir
Bunların yanında size sormak istediğim asıl soru şu. Ben 2017 yılında sözkonusu Şube Müdürü ve Komser M.Can hakkında Savcılığa görevi kötüye kullanma, zorla hastaneye yatırıldığım için hürriyetten yoksun kılma ve manevi işkence suçlamasıyla suç duyurusunda bulunmuştum. Savcılık soruşturma izni için Valilikten izin istedi. Valilik müfettişi ise benim ifademi aldı. Ben de bu esnada fetö gerekçesiyle ihraç olmuştum. (Ancak 1 sene sonra göreve iade edildim.
Müfettiş olayı çarpıtarak soruşturma izni istenen müdür tanıdığı olduğu için soruşturma izni vermedi sadece komser hakkında izin verdi. Dolayısıyla müdürü korudu buna eminim. Çünkü beraber aynı yerde çalışmışlar. ayrıca daha sonra beni arayarak başvurumun akıbetini sormuştu.
Soruşturma izni verilen komser içinde savcılık sadece görevi kötüye kullanma suçlaması üzerinden değerlendirmiş ve 8 yıllık zaman aşımı doldu diye kovuşturma yer yoktur kararı verdi.
ŞİMDİ BEN benim hastaneye yatırtan müdür G. Ö hakkında savcılığa sadece Kişiyi hürriyet ten yoksun kılma suçuyla yeniden başvuru da bulunabilir miyim. Ayrıca zaman aşımı 15 yıl olduğunu düşünüyorum. Yanılıyor muyum. Savcılık Daha önce başvurun var soruşturma izni verilmemiş der mi? Ayrıca müdürü
koruyup soruşturma izni vermeyen müfettiş müdür hakkında da şikayetçi olmak istiyorum ne yapmam lazım ayrı ayrı mı şikayet edeyim yoksa tek dilekçeylemi tek dilekçeyle şikayet etsem ilk şikayetim ortaya çıkar ve savcılık daha önce müracaatın olmuş dermi. Bu sorular aklımı çok karıştırıyor ve bu duruma çok üzülüyorum lütfen cvp yazın teşekkürler birde kişi hürriyet inden yoksun kılma adı altında hak ihlali gerekçesiyle anayasa mahkemesi bireysel başvurumda mahkeme ne karar verir
Leave an answer
You must login or register to add a new answer .